Yeni Zelanda’da okullara yemek sağlayan Compass şirketi, “helal” etiketiyle sunduğu yemeklerin aslında helal sertifikasına sahip olmadığını itiraf etti.
Bu skandal, ülkedeki Müslüman toplumu derinden sarstı ve büyük tepkilere yol açtı. Şirket, yemeklerde helal ürünler kullanıldığını ancak mutfakların helal standartlara uymadığını açıkladı. Bu itiraf, helal yemek talep eden ailelerin ve öğrencilerin kandırıldığını ortaya koydu.
Siyasi ve Toplumsal Boyutları
ACT New Zealand Partisi Lideri ve Eğitim Bakan Yardımcısı David Seymour’un konuyla ilgili açıklamaları tepki çekti. Seymour, okullarda helal sertifikalı yemek verilmesinin “gereksiz bir masraf” olduğunu savunarak, Müslüman öğrencilere yönelik duyarsızlığını gösterdi. Bu tür açıklamalar, toplumsal ayrımcılığı körükleyebilir.
Yeni Zelanda İslam Dernekleri Federasyonu (FIANZ) Sözcüsü Abdur Razaaq ise hükümet yetkililerinin tutumunu eleştirerek, helal yemek hazırlamanın zor veya maliyetli bir süreç olmadığını vurguladı. Razaaq, helal gıda sertifikasyonunun sadece Müslüman toplumu ilgilendiren bir mesele olmadığını, dini özgürlükler çerçevesinde ele alınması gereken bir hak olduğunu belirtti.
Skandalın Sonuçları ve Talepler
Bu olay, gıda tedarikinde şeffaflığın ve dini hassasiyetlere saygının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Compass şirketinin yanıltıcı uygulamalarının nasıl denetimsiz bir şekilde yürütüldüğü sorusu gündeme geldi. Müslüman toplumu, yetkililerden hesap sorulmasını ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için sıkı denetimlerin hayata geçirilmesini talep ediyor.