Gazze’de süregelen çatışmalar, siviller için her geçen gün daha büyük bir insani krize dönüşüyor. İsrail saldırılarından kaçmaya çalışan binlerce insan, geçici güvenli bölgelere ulaşmaya çalışırken ailelerinden koparılıyor.
Zorla tahliye edilen Gazzeli bir anne, yaşadığı ayrılığı gözyaşları içinde anlatıyor: “Kadınları ve erkekleri ayrı taraflara ayırdılar. Kocam ve oğullarım orada kaldı, küçük oğlum burada…”
Ancak en büyük çaresizlik, küçük oğlunun sözleriyle daha da derinleşiyor: “Anne, bayramlık giymek istiyorum. Beyaz kefen giymek istemiyorum.”
Ne cevap verilebilir bu söze? Hangi anne, çocuğunun bayram sabahı sevinçle uyanmasını değil de, ölüm korkusuyla titremesini ister?
Bir bayram sabahı, bir çocuğun en büyük dileği yeni kıyafetler giymek olmalıydı, yaşamak olmalıydı. Ama burada, bu topraklarda bayram sabahı ölümün gölgesinde başlıyor.
Gazze’de süren bombardıman ve tahliyeler, bölge halkı için her yeni günü hayatta kalma mücadelesine dönüştürmüş durumda. Temel insani ihtiyaçlara erişim her geçen gün zorlaşırken, siviller için en büyük korku ise hayatta kalıp kalamayacakları.
Bölgedeki insani trajedi, uluslararası toplumun acil müdahalesini bekliyor. Ancak yardım çağrıları bombaların gürültüsü arasında kayboluyor.
Kaynak: Mira Haber