16:34 Pazar / 5 Aralık 2021
23.4 C
İstanbul

Anne babalar dikkat! Çocuklardaki bu farklılıkları görmezden gelmeyin

Özel Eğitim ve Çocuk Gelişimi Uzmanı Hamide Merve Demir, 8 Ekim Disleksi Farkındalık Günü kapsamında, “disleksi”ye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Özel Eğitim ve Çocuk Gelişimi Uzmanı Hamide Merve Demir, “disleksi”yi anlatarak doğru bilinen yanlışlara dikkat çekti. Demir disleksiyi, “Bireylerin, normal ve normal üstü zekaya sahip olmalarına rağmen okuma yazma, aritmetik beceriler, yordama, problem çözme, dil becerileri, sosyal ilişkilerde yaşıtlarına oranla belirgin gerilik ve farklılık göstermeleridir.” ifadeleri ile tanımladı. “Disleksi bir zeka geriliği değildir.” diyen Demir, “Disleksi bir sağlık sorunu ve hastalık değildir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) açıklamış olduğu araştırmalarda; ‘disleksi sağlık sorunu ve hastalık değildir, öğrenme farklılığıdır’ ibaresi yer almaktadır.” şeklinde konuştu.

Hangi alanda zayıflık varsa oraya yöneliyoruz
Disleksiye yönelik çalışmaları anlatan Hamide Merve Demir, şöyle devam etti: “Çocuklarımızı tarama testinden geçirdikten sonra baskın ve çekinik yanlar tespit ediliyor. Hangi alanlarda eksiklikleri varsa belirleyip o alanda yeterliliğe sahip olması için öğrenciye ona özgü bir eğitim-öğretim planı hazırlıyoruz. İşitsel algısı zayıflık gösteriyorsa işitsel algı çalışmalarına ağırlık veriyoruz. Ya da görsel alanda eksiklikler varsa bu doğrultuda çalışmalar yapıyoruz. Dikkat ve dil alanlarında da yaşıtları seviyesine ve kendi potansiyeli seviyesine getirmek yolunda çalışmalar düzenliyoruz. Kazanılmış ve var olan bilgi-becerilerin hızlıca işlemlenmesi doğrultusunda egzersizlerle çalışmalara yön veriyoruz.”

Öncelik her zaman çocuğumuzun bireyselleşmesi
“Duyu girdilerini arttırıp üstbilişsel stratejiler ve kendini düzenleme becerilerini öğreterek yaşam boyu bağımsızlaşmaları ve benlik algıları ile öz güvenlerini geliştirerek sosyal kabullerini de düzenliyoruz. Okuma, yazma, metin ve kelime bilgisi çalışmaları ve matematik becerilerinde destekleyci ve yönlendirici yapılandırılmış çalışmalarla seanslarımızı şekillendiriyoruz. Öncelik her zaman çocuğumuzun bireyselleşmesi üzerine olduğu için; içinde bulunduğu ortamlara da eğitim–öğretim de dahil olmak üzere düzenlemeler getirip eğitmen eğitimleri düzenleyerek uygulanabilir çok kolay ve pratik stratejiler sunmaktayız. Evde aileye verdiğimiz destek eğitim programları ve içerikleri sunularak kritik dönemleri en az hasarla ve en verimli zaman yönetimiyle değerlendirmek amacımızdır.”

Demir, özel öğrenme güçlüğü kapsamındaki alt başlıkları, şöyle sıraladı:

  • Okuma sorunları reading disorder diğer adıyla Dyslexia (DİSLEKSİ)

  • Yazma sorunu Disgraphia (DİSGRAFİ)

  • Matematiksel işlemlerden kaynaklanan sorunlar Dyscalculia (DİSKALKULİ)

  • Demir, disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini de aktardı:

  • Dil bozuklukları

  • Zayıf güdülenme

  • Harf ses kodlaması

  • Seslerin ve rakamların ters yazımı problemleri

  • Genelleme problemleri

  • Zayıf sosyal beceriler

  • Bellek problemleri

  • Üst bilişsel ve bilişsel problemler

  • Algı, motor ve genel koordinasyon problemleri

  • Dikkat bozukluğu ve hiperaktivite problemleri bu alandaki en belirgin sınırlılıklarıdır.

  • Bilgi işlemleme sürecinde problemleri vardır. Çabuk unutur ve yeni bilgileri düzenleme önceki bilgi ile birleştirmede güçlükler yaşarlar.

  • Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.

  • B ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi.

  • Okurken kelime atlamak.

  • Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek,

  • Sıklıkla yazım hatası yapmak.

  • Yazı yazmada zorluk.

  • Gecikmiş ya da yetersiz konuşma.

  • Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.

  • Yön (sağ – sol , yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.

  • Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik , el dominansının gelişmemiş olması.

  • Uzamsal algıda bozukluk görülmektedir (kuşbakışı görememe diyebiliriz)


Öğrenemeyen çocuk yoktur

Çocukların, okul öncesi dönemde bu ve benzeri becerilerde zorluklar, farklılıklar yaşaması durumunda, disleksi değil fakat “disleksi riski taşıyan çocuk” olarak adlandırıldığını belirten Hamide Merve Demir, “Unutulmamalıdır ki; dislektik olan yada disleksi riski taşıyan çocuklarımızın zeka geriliği yoktur. Normal zeka ve normal üstü zekaya sahip bireyler %82 oranla IQ, 110-130 puan aralığındadır. Sadece uzman desteğe ve yönlendirici eğitim–öğretim modellerine ihtiyaçları vardır. Unutmamalıyız ki ; öğrenemeyen çocuk yoktur. Öğretemeyen ebeveyn, öğretmen ya da sistem vardır.” dedi.

Demir, disleksilerle ilgili başlıca doğru bilinen yanlışları şu ifadelerle anlattı:

  • -Disleksi; beynin yazılı dili işlemleme sürecinde yaşadığı zorluktur. Bu zorluklar dillerin yapısı gereği farklılık göstersede, ortografik aşamada bazen fonolojik aşamada yaşanan sıkıntılar baş göstermektedir. Disleksili bireylerin yazıları tersten gördüğü bilgisi yazdığı bilgisi doğru değildir.

  • -Disleksili bireylerin hepsinin özel ve üstün yeteneklerinin olduğu yanılgısı da bir diğer yanlıştır. Araştırmalar gösteriyor ki zeka ve disleksi arasında bir ilişki yoktur. Her türlü zeka seviyesinde disleksi görülebilmektedir.

  • -Disleksi bir zeka geriliği değildir. Yapılan testler IQ seviyesi yüksek olan ve IQ seviyesi düşük olan bireyler arasında okuma-yazma öğrenimiyle ilgili belirgin bir fark görülmemeiştir.

  • -Sol elini kullanan herkesin disleksili olduğunun düşünülmeside bir diğer yanılgıdır. Bu süreç sol el ve disleksi arasındaki bağlantı uzun yıllar araştırılsa da disleksili olan bireylerin çoğunluğunun disleksili olduğu doğrudur fakat her solak olan disleksili değildir. Bu konuda araştırmalar devam etmekte olduğu için kesin bir veriye ulaşmak mümkün değildir.

  • -Türk toplumunda ‘eğer çocuğun okul başarısı yüksekse disleksili olma ihtimali yoktur’ diye bir algı oluşmuştur. Başarısından dolayı uzun yıllar disleksili bireyin farkedilmesi gecikmiş olabilir. Bunun sebebi alfabetik yanlışların kolay tesbiti olabildiği gibi ortografik açıdan problem yaşayan kişileri tesbit etmek daha zor olabiliyor. Akıcı okumada problem yaşayıp akademik anlamda başarılı olan bireylerde daha sık görülen bu durum , toplumumuzca başarıyla disleksili olamamayı bağdaştırmış durumdadır.

  • -Disleksi görülme sıklığının nadir olduğu düşüncesi bir diğer yanlıştır. Türkiye de yapılan net bir veri olmasada dünya genelinde yapılan geçerliliği yüksek verilere bakıldığında ABD’de % 15-%25 arası bir orana sahiptir. Yani 100 çocuktan 15 ila 25 arasında görülme sıklığı vardır. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların içinde de en büyük oranla %80 le disleksili bireyler yer almaktadır. Disleksinin görülme sıklığı; İngiltere’de, %10 Almanya’da, % 5 Polonya’da, %10-15, Hollanda’da % 10 oranında rastlanılmıştır. Yani bu oranların ortalaması olarak her ülkede neredeyse 20 kişide 1 disleksi görülmektedir. Bu da nadir bir farklılık olamadığı gerçeğini gözler önüne sermektedir.

  • -Okuma becerisi olmadan disleksinin saptanamayacağı bilgisi vakit kaybından başka bir şey değildir. Çünkü; araştırmalar ve çalışmalar göstermektedir ki okul öncesi hatta erken çocukluk çağı becerilerinde ki gerilik yetersizliklerin bazıları disleksi belirtilerini göstermekte ve hatta tetiklemektedir. Araştırmalar sözlü dil becerileri kazanmada sıkıntı yaşayan çocukların sonrası için disleksi riskini yüksek oranda taşıdığı yönündedir. 12 aylık bebeklerde görülen zayıf kelime sayısı ve 18 aylık bebeğin zayıf kelime üretiminin sonraki yıllarda görülebilecek dil gecikmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Disleksili bireylerin ailelerinde okuma güçlükleri araştırılarak kişinin konuşma gecikmesine, sık sık kelime karıştırmasına, zaman ve mekan kavramlarının kullanımında, sayma aritmetik işlemleri öğrenmede sıkıntı yaşanmasına ve de düşük bellek algısına bakarak ilkokul öncesi dönemde disleksi erken teşhisi mümkün olabilmektedir. Yönlendirici ve önleyici tedbir ve çalışmalarla etkilenilmişlik düzeyi en aza indirilebiliyor. Disleksili bireyin yaşam kalitesi olumlu yönde iyileştirilebiliyor.

  • -Okuyabilen kişide disleksi yoktur inancı bir diğer algıdır. Disleksili bireyler ,kelimelerin şekilllerini hafızaya alarak tanıdık hikayeleri ezberler, ilk harflerinden sonra tahmin ederek okuma yapma gibi tekniklerle hızlı okuma yolları keşfedebilirler. Fakat; hafızaları belli bir yere kadar yardımcı olabilir. Kelimelerin ses birimlerini kodlayamadıkları düşünülünce kendilerine yabancı olan kelimelerle karşılaşınca okumakta, anlamakta akıcı okumada problem yaşamaktadırlar. Disleksi sadece okuma da gerilik veya öğrenememe diye adlandırılmamalıdır. Bireysel farklılıklar her zaman düşünülmelidir.

  • -Disleksi yetişkinlerde görülmez algısıda bir diğer yanlıştır. Sadece çocuklarda görülen bir farklılık olarak bakılması çok yanlıştır. Zira ; disleksili bir çocuk disleksili bir yetişkine dönüşecektir.

  • -Disleksinin tedavi edilen tamamen ortadan kalktığı fikride başlı başına yanlışlardandır. Disleksi yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Kişi disleksiyle yaşama tutunabilmeyi öğrenmektedir. Disleksili bireyler sistemli ve kişiye özgü eğitim sistemi uygulanınca doğru okuma öğrendikleri bir gerçektir. Fakat akıcı okumalarının zedelenmesi sebebiyle ömür boyu etkilenebilmektedirler. Doğru tanılama teşhis ve yöntemle zamanında eğitimle arkadaş desteğiyle disleksili bireyler okulda ve daha sonraki yaşamlarında başarılı birer birey olabilmektedirler. Meslek sahibi olup bağımsız yaşar hale gelmektedirler. Çünkü disleksi her türlü zeka türünde görülebilmektedir.

  • -Disleksi sadece medikal desteklerle iyileşebilir algısı eğitime yapılmış bir nevi hakarettir. Disleksi ilaç tedavisiyle iyileşmez. Çünkü bir hastalık değildir. Okuma konusunda uzmanların uygulayacağı değerlendirmelerle yöntem ve teşhislerle tedavi mümkündür. Özel eğitim sistemi hazırlanmadan ve kişiye göre bir program oluşturulmadan tedavi edilmesi mümkün değildir. Fakat; kişide disleksiden kaynaklı psikolojik durumlar başgösterdiyse o başkadır. Örneğin; anksiyete bozukluğu, sosyal fobi , dikkat eksikliği hiperaktivite, kaygı ve depresyon gibi. Bu durumlarda ilaç desteği için psikiyatristlerle işbirliği çok önemlidir.

Demir, açıklamasına ailelere önerilerde bulunarak devam etti:

  • •Çocuğunuzun gelişimini yakından takip edin, farklılıkları uzmanlara danışın.

  • •İstenmeyen sosyal hatalardan kaçınmak için çocuğa yapılandırılmış ve destekleyici bir çevre sağlayın.

  • •Başarı duygusunu tatmasını sağlamak ve donanımını arttırmak için çocuğunuzun özelliklerine uygun sportif ve sanatsal aktivitelere yönlendirin.

  • •Çocuklarınıza yaşadıkları problemin doğasını anlatılmalı, güçlü ve zayıf yanları gösterilmeli ve mücadele teknikleri konusunda yardımcı olmalısınız.

  • •Çocuklar her zaman hem evde hem okulda ‘güvenli bir yer’ olduğunu bilmeye ihtiyaç duyarlar. Sosyal ve diğer konularda konuşabilecekleri özel bir insana ihtiyaç duyarlar.

  • •Aşamalı olarak bağımsızlığını cesaretlendirin ama çocuk hazır olmadan desteğin kalkmayacağını çocuğa hissettirin.

  • •Önemli ölçüde güç olan alanlardaki soruları anlaşılır yapmak, açıklamak ve görsel bilgiye çevirmek için dili kullanın.

  • •Öğretmeninizle iletişiminizi güçlü tutun.

  • •Çocuğunuzu kendi içinde değerlendirin.

Öğretmenlerin süreçteki rolüne de dikkat çeken Demir, şunları söyledi:

  • •Sınavlarda ve çalışmalarda beyaz kağıt yerine saman kağıt ya da pastel tonlarda kağıt tercih edin. Renkli tonlarda defter kullanmalarına izin verin.

  • •Tahtaya yazarken renkli kalemler kullanın

  • •Bu öğrencilerin zihinsel yetersizlikleri olmadığı için güçlük çektiği alanlara yönelik eğitim programı (BEP) hazırlayın.

  • •Öğrencinizi tahtayı ve sizi rahat görebileceği şekilde sınıfın ön tarafına oturtun.

  • •Öğrenciye her dersin konusu, süreci, beklentilerinizi açık net olarak ifade edin.

  • •Her dersin başında daha önce öğrenilen konuları kısaca tekrarlayın, dersin sonunda ise önemli konuları özetleyin.

  • •Ders içeriğindeki teknik terimleri ve çocuk için yeni sözcükleri açıklayın, yeni terim ve sözcüklerin açıklamasının yer aldığı çalışma kâğıdını ders öncesinde öğrenciye vererek derse hazır olmasını sağlayın.

  • •Sınıf kurallarını belirleyin, sınıf kurallarını tek tek öğretin ve kuralların yazılı/görsel olarak yer aldığı bir pano hazırlayın.

  • •Öğrencinin çalışma gruplarına katılımını destekleyin.

  • •Öğrenciye başarabileceği görev ve sorumluklar verin.

  • •Öğrencinin soru sormasına, gerektiğinde konularının tekrar edilmesine fırsat tanıyın.

  • •İşlenen konuların pekiştirilmesi ve öğrencinin sınava hazırlanmasını sağlamak amacıyla konu içeriğine uygun sorular hazırlayın.

  • •Ders anlatımında jest ve mimikleri kullanın, abartılı jest ve mimiklerden kaçının.

  • •Öğrenciniz etkinlik sırasında başarısızlık yaşadığında ya da verdiğiniz

  • •Dersi anlatırken çok uzun ve karmaşık cümlelerden kaçının.

  • •Araştırma projesi, sınıf içi sunum, grup çalışması gibi farklı yöntem ve tekniklerle derste işlenen konuları daha iyi anlamasına imkan tanıyın.

  • •Sınıf içinde öğretimi etkileyecek ses, ışık gibi uyaranların olmamasına dikkat edin.

  • •Öğrenciniz yazılı anlatımda güçlük yaşıyorsa sözlü sınavları, kısa yanıtlı ve boşluk doldurmalı sınavları tercih edin.

  • •Öğrencinin sınavını gerekirse bireysel olarak yapın. Proje ödevleriyle destekleyin.

  • •Okuma/yazma problemi olan öğrencilerin değerlendirmelerinde okutman/yazman desteği alın ya da kendisini sözel olarak ifade etmesini isteyin, yazman desteği alamadığınız yazılı sınavlarda ek süre verin.

  • •Sınava başlamadan önce öğrencinin sınav sorularını anlayıp anlamadığını kontrol edin, sınav sorularını kendi cümleleri ile ifade etmesine imkan tanıyın.

  • •Matematik, fen ve teknoloji gibi derslerde sınav sonuçlarını değerlendirirken, yalnızca sonuca değil, yaptığı işlemlere de puan verin.

  • •Öğrencinin ders sırasında konuyu anlayabilmesi için hesap makinesi, bilgisayar vb teknolojik aletleri kullanmasına imkan tanıyın.

  • •Sınav sonrasında zaman kaybetmeden öğrenciye geri bildirim vermeye dikkat edin.

  • •Öğrenci ile konuşurken olumsuzdan çok olumlu ifadeler kullanın.

  • •Aile ve uzmanlarla iş birliği yaparak öğrencinize yönelik alınacak önlem ve stratejileri belirleyin.

  • •Öğrencinizi kendi içinde gösterdiği gelişme ile değerlendirin ve öğrencinizin yapamadıklarına değil yapabildiklerine yoğunlaşın.

  • •Öğrencinizin başarılarını anında ödüllendirin.

  • •Sosyal iletişimin ve etkileşimin arttırılması amacıyla öğrencinizin sınıf arkadaşlarıyla uyum sağlaması için etkinlik planlayın ve bu etkinliklere katılmalarını sağlayın.

  • •Öğrencinin okula uyumda yaşadığı güçlüklerin üstesinden gelmesi için okul rehber öğretmeni ve aile ile iş birliği yaparak alınacak önlemleri belirleyin. .

  • •Sınıfta yüksek sesle okumaya zorlamayın.yönergeyi anlayamadığında verdiği tepkileri dikkate ederek gerekli önlemleri alın.

Disleksiye yönelik çalışmalardaki yol haritasını anlatan Demir, sözlerini şöyle tamamladı:

  • Dikkat

  • Bellek

  • Algı

  • Dil okur yazarlığı

  • Aritmetik beceriler

  • Motor koordinasyon

  • Sosyal beceriler

  • Yorrdama çağrışım ve işlemleme çalışmaları

  • Organizasyon

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

GÜNÜN EN ÇOK OKUNANLARI

TÜM ZAMANLAR EN ÇOK OKUNANLAR

DİĞER GELİŞMELER